Tabutta Rövaşata


Filler ve Çimen, Çamur ve en son Cenneti Beklerken ile karşımıza çıkan Boğaziçi üniversitesi mezunu yönetmen ve aynı zaman da yazar ( Ares Harikalar Diyarında ) Derviş Zaim'in, dünyaya kafa tutan filmi..

1996 yapımı bir hazin öyküdür.. Rumeli Hisarı'na götürür bizi..

Mahsun Süpertitiz rolüyle karşımıza çıkan Ahmet Uğurlu'nun üşümüş avuçlarını, çaldığı ve daha sonra yeniden bulunduğu yere getirdiği arabanın klimasında ısıtma uğraşı gözlere mil çeker.. Baba Zula ve Yansımalar'ın eşsiz müzikleri eşliğinde ölü mezarlarına dökülen güzel marmara şarapları; enjektörlerin, çift kâğıtlıların dünyasında sürüp giden hayatlar; "Beni Taksim'e götür!" haykırışlarıyla yürek dağlayan Ayşen Özdemir'in o hep boğumlu ve mor gözetekleri.. Eroinmanlara aşık bizarlar beşiği İstanbul'da bir kıyım haritası.

Tavuskuşlarından özür dileyen insanların, tavuskuşlarını çalarak karnını doyurmak zorunda kalan insanların da olduğu bir metropol öyküsünün, izleyiciyi ağlatmama düsturu üzerine -ki; isteseler ağlatırlardı ya.. Ben yine de ağladım-, tecimsel kaygılar minimalize edilerek oya gibi işlendiği enfes bir yapım işte bu. "Ama arkadaşlar iyidir!" cümlesini akla kazıyan, donarak ölenlerin ısınarak dirilebileceğine dair kafalarda bir inanç oluşturan, türk sinemasının yüz akı güzelliklerinden.. Yapımcıları arasında magazinel kimliğiyle tanınan Ezel Akay'ın da olduğu 6 ödüllü bir şah-ı eser.

İzlemek izlememek arası bir yerde, alkışlanan cenazeler bekliyor sizi.

"İyi bilirdik!"

3 yorum:

  1. megamefta said,

    hangimiz arabayı çaldıktan sonra yerine koyarız ki ?

    on 9 Haziran 2007 19:47


  2. Dylan Dog said,

    En sevdiğim Türk filmlerinden biridir. Keşke Derviş Zaim diğer filmlerindede bu filmde olduğu gibi sıradan insanların yaşamını anlatsa. Kendi tercihi olarak tarihle hesaplaşmayı seçti ama bence diğer filmleri tabutta rövaşata kadar etkili olamadı.

    on 9 Haziran 2007 20:14


  3. hayalmeyal said,

    filmin bu kadar çok sevilmesinin en büyük nedeni kesinlikle ahmet uğurlu. o kadar inandırıcı oynamıştır ve o kadar üzgün bakar ki filmi izlerken onun gözlerine bakmakta zorlanırım hep.
    ve tabi ki baba zula'nın müzikleri, onlar olmasa film eksik olurdu.

    on 10 Haziran 2007 21:04