A Ay


Türk sinemasının, meramını kazuistik olarak açıklamada üstüne tanımadığım başarılı yönetmenlerinden Reha Erdem'in 1988 Türk - Fransız ortak yapımı olan ilk uzun metrajlı filmi..

The Marmara otelinin bombalanması hadisesiyle yaşama veda eden Onat Kutlar'ın sanat yönetmenliğini yaptığı; diyaloglarında, William Blake ve John Donne gibi İngiliz romantiklerinin dizelerinin yanı sıra Edip Cansever ve Sevim Burak gibi Türk edebiyatçılarının da sözlerine yer ayıran gerçek bir sanat eseri A Ay..

Yaklaşık 2 milyon $'lık bir yükün altına girerek büyük bir cesaret gösteren yönetmenine Nantes Film Festivali'nde ödül kazandıran filmin oyuncuları arasında Yeşilçam'ın emektarlarından Münir Özkul'un da olduğunu görünce şaşırıyor, üstadın filmin finalindeki İspanyolca tiradında ise şoke oluyorsunuz. Gülsen Tuncer, Yeşim Tozan, Nurinisa Yıldırım gibi isimlerin ana karakterlere "cuk!" diye oturduğu film, Büyükada'da gelenekçi halasıyla beraber yaşayan Yekta'nın asosyal yaşantısını anlatıyor. İngilizce hocası olan diğer halasının onun bu haline olan duyarlılığı ve onu yanına almak istemesi, türlü oyalamalarla Yekta'nın gündelik yaşama uyum sağlamasını denemesi ama küçük kızın bu hastalıklı ortamda hayata tutunmak için çektikleri nakış gibi işlenmiş.. Annesinin bir gün kayıkla geri döneceğine olan inancını koruyan, kanadı kırık martısıyla ve fotoğrafçı arkadaşıyla günlerini bitirme uğraşındaki Yekta'nın Alice in Wonderland tandansında işlenen öyküsü, özellikle sıcak şarap içerken süper izleniyor.

Büyükada'nın mistik havası, büyüleyici tabiat güzelliği, karakterlerin psikozlu hallerine eşlenik olmuş..

Sözün özü;
100 dakikalık, siyah beyaz bir sanatsal şölen kısaca A Ay.. Dvd'si çıktı diye duyduğumda üzülmüştüm; neyse.. İyi seyirler herkese.

2 yorum:

  1. Dylan Dog said,

    Reha Erdemin anne sevgisi üzerine temellendirdiği (korkuyorum anne'dede böyle bir durum vardı aslında) deneysel olarak da niteleyebilceceğimiz bir film. İlk başlar da oldukça zorlayıcı gelmişti bana ama dakikalar geçtikçe filme hayranlığım artmıştı. Mükemmel bir görüntü yönetimi var filmde. Hayallerine ısrarla inanmaya devam eden ve onları mücadelesiyle gerçeğe dönüştüren yekta'nın öyküsü beni baya bir etkilemişti. Açıçası dvd'si çıması beni baya bir sevindirmişti. Çünkü seyretmediğim tek Reha Erdem filmiydi ve çok merak ediyordum.

    on 10 Haziran 2007 16:56


  2. hayalmeyal said,

    benim de izlemediğim tek reha erdem filmi olmuştu uzun zaman. bir efsaneye dönüşmüştü gözüme. nihayet yakın zamanda izledim. zor bir deneysel film, çok güzel bir görselliği var. ayrıca unutulmaz sözler, alıntılar var filmde. yekta'nın şu replikleri unutulur gibi değil: "her gördüğünü gösterebiliyor musun? rüyalarının fotoğrafını çekebiliyor musun? ışığın yetiyor mu, netliğini ayarlayabiliyor musun? görmeyi sadece görmeyi biliyor musun? hem ne göstereceksin? haberleşmek için mi? kimlerle? kendinden habersiz kaldın mı hiç? gösterilemeyen şeyler görüyorum hep. gör. sadece gör. nolursun. o fotoğraflara görmek için bak. görüyor musun nuran annemi görüyor musun?" insanlar böyle konuşmazlar diyene ise reha erdem'in cevabı: "bana hayatta insanlar böyle konuşmazlar diyorlar, ama hayat değil ki bu sinema".

    on 10 Haziran 2007 20:51