Zeki Demirkubuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeki Demirkubuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kader





















“… Aşık olunma suçluluğu üzerine ayrı bir film de yapılabilir. Kader’de arka planda var bu his, ama ön planda kayıtsız şartsız kendini bir şeye adama duygusu var. Aslında adamak bile değil belki, çünkü adama edimi de yüksek bir anlam taşır. Kader’deki durumun yüksek bir anlamı da yok, böyledir bu kader gibi bir şeydir yani… Nefret de etsen bu durumdan aşık olduğun kişiye verirsin kendini…” *

Eğer “tekrar tekrar izlemek isteyip de cesaret edilemeyen filmler listesi” yapsaydım Masumiyet ve Kader listemin ilk sıralarında yer alırdı, ya da "nefes alınmadan izlenen filmler" listemin… Yıllar önce Masumiyet’te Bekir ve Uğur’un hikayesini izlediğimde soluğum kesilmişti, türk sinemasının en iyi filmlerinden biriydi bence bu, yönetmeninse en iyi filmi. Zeki Demirkubuz, Masumiyet’in öncesine geri döneceğini söylediğinde telaşlanmıştım, yeniden o kadar iyi bir film yapmasına imkan yoktu bence, büyüsü bozulacak diye korktum, dokunmasa mıydı acaba Masumiyet’e, hem Vildan Atasever ve Ufuk Bayraktar verebilecekler miydi ki rollerinin hakkını?..

Filmi izledikten sonra ise iyi ki yapmış diyorum, iyi ki bu saplantılı aşk hikayesinin geçmişine dönmüş, çok üzüldük yine izlerken, boğulduk, tırnaklarımızı avucumuza geçirdik, ama olsun, daha iyi tanıdık Bekir ve Uğur’u. “Dedim ki Bekir burası sırat köprüsü, geçtin mi artık geri dönüşü yok” diyen Bekir ile dolaştık şehir şehir Uğur’un peşinden. Omuzlarımızda hissettik biz de Uğur gibi onun yükünü. Kızamadık da artık ona, ayıplamadık da.. Anlamaya çalıştık; “herkesin inandığı bir şey vardır hayatta, benimki de sensin” diyen adamı. Ama başarabildik mi bilmiyorum, çünkü Bekir ve Uğur anladılar mı ki neyin peşinde yok olup gittiklerini.

Filmin sonunda yönetmenin artık çok iyi tanıdığımız kapanmayan kapısı açılıyor yine. Bir türlü kapanmayan kapı bu aşkın da görsel bir ifadesi gibi. Üstelik, onun sonuç sunmayan filmlerine de uygun düşüyor bu aralık kalan kapılar; “çünkü hayat finali olan bir şey değil ve ben film yapmama karşın hayat duygusunu bir kenara atan birisi olmadım”* diyor bitmeyen filmlerini anlatırken. "Perdede bir sonuç sunduğunuz anda seyircinin işine karışıyorsunuz demektir. Çünkü onların gerçek hayatında hiçbir çözüm yoktur." diyen bir başka büyük yönetmen Fellini gibi.


* Altyazı Dergisi Sayı: 56

3 yorum