1988 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1988 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tonari No Totoro












Hayao Miyazaki’nin 1988 yapımı animasyon filmi. İzlediklerim içinde yönetmenin en sevdiğim filmi oldu Komşum Totoro. Keşke çocukluğumda izleyebilseydim diye hayıflandım filmi izlerken. Çünkü bu filmi çocukken izlemiş biri sanırım çok farklı bir çocuk ve bambaşka bir yetişkin olurdu. Tabi filmden etkilenebilmeniz için öncelikle bazı şeylere inanmanız gerekiyor; mesela baykuş ayı ve daha pek çok hayvan karışımı bir yaratık olan ve yüzünü herkese göstermeyen ancak bir ağaca gidip de "onu görmek istiyorum lütfen" derseniz görebileceğiniz Totoro’nun varlığına, içine gömülüp rahat koltuklarına oturacağınız kediotobüs’e, Totoro’nun göğsüne atlayıp onunla rüzgar olup uçabileceğinize ve gülerek, kocaman kahkahalar atarak korktuğunuz yaratıkları kaçırabileceğinize.. Son olarak da masallara inanmayı sürdüren iflah olmaz bir yetişkin olmalısınız.. Eğer tamam diyorsanız devam edelim..

Satsuki ve Mei anneleri hastanede olan ve babaları ile birlikte ormanın içindeki bir evde yaşayan iki çocuktur. Sürekli hoplayıp zıplayarak çocukluklarının tüm heyecanı ile doğanın güzelliğini keşfederler, biz de onlar sayesinde Miyazaki’nin hayal gücünün güzelliğini.. Kesinlikle karakterlerine ruh veriyor Miyazaki, çünkü Mei benim şu ana kadar sinemada izlediğim en canlı çocuk karakter. Filmi izlerken bir an bile onların gerçek olmadıklarını düşünmedim. Miyazaki’nin bütün çocuk karakterleri gibiler; hayal güçleri geniş, bitmeyen heyecanları, enerjileri var ve tabi ki sorumluluk duyguları gelişmiş, fedakar ve çalışkanlar, gerçeklerle baş etmeyi biliyorlar.

Filmden sonra tekrar çocuk olup bu filmi bir kez de o zaman izleyip tekrar büyümek istedim, ve Mei ve Satsuki ile birlikte bağırmak;

“- Rüya gibiydi

- Ama rüya değildi

- Rüya gibiydi

- Ama rüya değildi…”


* Miyazaki filmleri gösterimi Beyoğlu Alkazar Sineması’nda 2 Ağustos’a kadar devam ediyor.

2 yorum

A Ay


Türk sinemasının, meramını kazuistik olarak açıklamada üstüne tanımadığım başarılı yönetmenlerinden Reha Erdem'in 1988 Türk - Fransız ortak yapımı olan ilk uzun metrajlı filmi..

The Marmara otelinin bombalanması hadisesiyle yaşama veda eden Onat Kutlar'ın sanat yönetmenliğini yaptığı; diyaloglarında, William Blake ve John Donne gibi İngiliz romantiklerinin dizelerinin yanı sıra Edip Cansever ve Sevim Burak gibi Türk edebiyatçılarının da sözlerine yer ayıran gerçek bir sanat eseri A Ay..

Yaklaşık 2 milyon $'lık bir yükün altına girerek büyük bir cesaret gösteren yönetmenine Nantes Film Festivali'nde ödül kazandıran filmin oyuncuları arasında Yeşilçam'ın emektarlarından Münir Özkul'un da olduğunu görünce şaşırıyor, üstadın filmin finalindeki İspanyolca tiradında ise şoke oluyorsunuz. Gülsen Tuncer, Yeşim Tozan, Nurinisa Yıldırım gibi isimlerin ana karakterlere "cuk!" diye oturduğu film, Büyükada'da gelenekçi halasıyla beraber yaşayan Yekta'nın asosyal yaşantısını anlatıyor. İngilizce hocası olan diğer halasının onun bu haline olan duyarlılığı ve onu yanına almak istemesi, türlü oyalamalarla Yekta'nın gündelik yaşama uyum sağlamasını denemesi ama küçük kızın bu hastalıklı ortamda hayata tutunmak için çektikleri nakış gibi işlenmiş.. Annesinin bir gün kayıkla geri döneceğine olan inancını koruyan, kanadı kırık martısıyla ve fotoğrafçı arkadaşıyla günlerini bitirme uğraşındaki Yekta'nın Alice in Wonderland tandansında işlenen öyküsü, özellikle sıcak şarap içerken süper izleniyor.

Büyükada'nın mistik havası, büyüleyici tabiat güzelliği, karakterlerin psikozlu hallerine eşlenik olmuş..

Sözün özü;
100 dakikalık, siyah beyaz bir sanatsal şölen kısaca A Ay.. Dvd'si çıktı diye duyduğumda üzülmüştüm; neyse.. İyi seyirler herkese.

2 yorum