Casino Royale


Sinema tarihinin bir ihtimal en fiyakalı ajanı ilk görevini gerçekleştirmek üzere geri döndü. Biliyorum çok klişe bir giriş oldu ama hakikat bundan ibaret. Öncelikle şunu söyliyim, klişe bir giriş yaptığım bu filmin hiç de öyle klişelerle işi yok. Hoş gecenin bir vakti "aksiyooon filmi" arzusuyla yataktan fırlayan benim için çok fazla da önemi olmayacaktı bu durumun orası da ayrı bir gerçek.
Filmin yönetmeni daha önce Daniel Craig gibi Pierce Brosnan'ın da ilk James Bond filmini çeken Martin Campbell. Açıkçası yönetmen hakkında fazla konuşacak fazla bir şey bulamıyorum. Pek çok James Bond filmi çekmiş. Bir de Vertical Limit var filmografisinde benim bildiğim ve izlediğim. Yani filmi izlemeden önce aksiyon filminin safkan aksiyon görevini başarıyla yerine getireceğini kestirmeniz güç değil.
Filmin jeneriği bile oldukça şaşalı, orjinal ve gazken daha filmin başında aksiyonun limitlerine varılmasıyla filme ve Bond ihtişamına aşık oluyorsunuz. Ayrıca inşaat alanında geçen bu kovalamaca sahnesinde sanırım diğer bond filmlerinde gerçeleşmeyen bir şey oluyor ve bond'un gömleği kırışıyor. Daha önce ceketi bile kırışmadan dünyayı kurtaran bir bond akıllarınıza geldikçe bunun önemini siz de anlayacaksınız.
James Bond'un ilk görevini anlatan film, Bond'un geçmişini, nasıl öldürme yetkisi ve 007 kodu aldığını çok fazla açıklamıyor. Sadece en başta biraz film-noir havasında bir sahneyle bu konuya değiniliyor. Dediğim gibi Bond'un ilk görevi bu ve bu görevi için Karadağ'daki Casino Royale'e gitmesi ve bir poker oyununa dahil olması gerekiyor. Eğer kazanırsa hiç bir şey kaybetmeyecek, fakat kaybederse terör örgütüne 100 milyon dolarlık katkı sağlayacak. Hikaye hakkında daha fazla bilgi vermeme gerek yok :)
Kısacası izlediğim Bondlar içinde bana yapmacık tavırlı olmayan ve en insansı görünen karakter Daniel Craig gibi geldi. Daha önce Munich'te de bizleri mest eden bu sarışın James Bond umarım yaşı elverdikçe bu rolde devam eder. Daniel Craig dışında tabi ki Bond filmlerinin olmazsa olmazları güzeli ve kötüyü canlandıran Eva Green ve Mads Mikkelsen de kendilerine hayran bırakıyor.
Yalnız şunu da unutmayın, bu filmi tamamen aksiyona susamış halde izlediğim için bazı negatif noktaları esgeçmiş veya hatırlamıyor olabilirim. Size de tavsiyem James Bond filmlerini fazla ciddiye almadan, kafa yormadan, kendinizi o dünyanın bir karakteriymiş gibi hissederek izlemeniz. Zaten başka türlü kendinizi bir Aston Martin DBS'nin koltuğunda hayal edemezsiniz.

5 yorum:

  1. Burak said,

    Filmi izlemedim ama Daniel Craig ve bu yazı sayesinde izleyebilirim, son dönem favori oyuncularımdan.. Şuursuz ve tamamen boş bir anımı bu filmle değerlendireceğim :)

    on 9 Ocak 2008 09:26


  2. Efrasiyâb said,

    Bence filmdeki en güzel şey Eva Green'di.

    on 12 Ocak 2008 13:20


  3. SE7IN said,

    ben nedense sarışın bond fikrine bir türlü alışamadım ki aslında adam ingiliz yani neden sarışın olmasın dimi? ama bu daniel craig abimiz bana bir MI6 ajanından ziyade KGB ajanı gibi geliyor hep, hatta ondan da beteri ivan drago gibi bişey =)

    on 19 Ocak 2008 01:34


  4. farelzan said,

    action filmlerini sevmeyen biri olarak ben bile begendim bu filmi. yeni filmi de izlemeyi dusunuyorum.

    on 31 Ocak 2008 19:19


  5. lady shave said,

    arşivimde var ama bir türlü izlemek gelmiyor içimden.. Bond filmlerine aşık biri olarak bu adamı yakıştıramıyorum bir türlü.. belki çok önyargılıyım, izlesem belki de beğenicem ama ne bileyim belki birgün izlerim..

    on 19 Aralık 2010 14:45