Şantör (Quand j'étais chanteur )







si nuestro amor es invencible
y ante los hombres imposible
no tengo otra solución
morir de amor....

hepimiz şu piyanist şantörleri biliriz; hani düğünlerde çıkarlar, birkaç şarkı söyleyip insanları - özellikle orta yaşlı olarak lanse edilebilecek insanlar- dans ettirirler, mutlu ederler belki. İşte şantör filmi de biraz bu hikayeyi anlatmakta Gerard Depardieu ve Cecile de France ile. Çaylarda, orta yaşlı insanların birileriyle tanışmak için geldikleri gece kulüplerinde şarkı söyleyen Alain ( Gerard Depardieu), aslında kendine şarkı söylemekte film boyunca; sahneden insanların birbirleriyle tanıştıklarını, birbirlerinden ayrıldıklarını görmekte şarkı söylerken de . Biz de film boyunca ,en azından şarkıları bilmeyenler ya da fransızca konuşamayanlar olarak, şarkıları söylemesek de, izleyici olarak Alain'in Marion (Cecile de France) ile tanışmasını, birbirlerinden ayrılışlarını Alain edasıyla izliyoruz, uzaktan, karışmadan.


Gerard Depardieu'nun Cecile de France yanında ne kadar şişman ya da yaşlı olduğunu kafamıza takmadan ilerliyoruz, ne de olsa bir şantör kendisi, fazlasıyla eski moda belki.Filmin başında Alain'in yaşadığı hayalkırıklığı biraz acıtsa da canımızı, bir nevi kozların paylaşıldığı ev gezdirme sahnelerinde birbirleriyle çok da alakalı olmayan iki insanın birbirlerine nasıl yaklaştıklarını, içlerini nasıl döktüklerini, peşinden koşulanın da aslında peşinden koşmaya çalıştığı ama başaramadığını -bu kendi çocuğu da olsa, bir anne için en kötü olan herhalde, kendi çocuğu tarafından kabullenilmemek.- biz de sahneden izliyoruz sanki, birazdan şampanyalar içilecek, ah, kadın adamın şampanya teklifini kabul etmedi gibilerinden...


Ve filmin en sevdiğim kısmı; Alain ve Marion'un birbirlerine gerçek anlamda yakınlaştıkları belki de tek sahne; havadaki tango kokusu, çalan Morir de Amor, insanın içine işleyen sesleriyle Compay Segundo ve Charles Aznavour... Burda tamam, bu sefer olacak derken yine terkedip giden bir kadın, biraz korkak ya da ...


Filmde alışılmışın aksine Alain ve Marion, bir giydiklerini tekrar tekrar giymekteler ki bence bu filme gerçekçilik katmış; hangimiz bir sefer kullandığımız giysileri bir daha giymemezlik ediyoruz ki? Bunu biraz farkettikten sonra da sahneden inip şarkımızı söylerken, onların yanıbaşlarında yürümeye devam ediyoruz işte, sonu tabii ki her Fransız filmi gibi tam bi "the end" tadı vermese de keyifle izlenebilenlerden...

1 yorum:

  1. Adsız said,

    hayır.gerçekten çok sıkıcı.o kadar iyi oyunculara yazık olmuş...

    on 20 Ocak 2009 19:39